1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Kıskançlık Sevginin Değil Kaybetme Korkusunun Göstergesidir: Uzman Psikolog Açıkladı

Kıskançlık Sevginin Değil Kaybetme Korkusunun Göstergesidir: Uzman Psikolog Açıkladı

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Kıskanıyorsa sever” diye bir söylem vardır. Toplumumuzda zaman zaman romantikleştirilen bu inanç, psikolojik açıdan bakıldığında son derece yanıltıcıdır. Kıskançlık; sevginin değil, güvensizliğin ve kaybetme korkusunun yansımasıdır. Kontrol altına alınmadığında ilişkileri zehirleyen, bireyi bunaltan yıkıcı bir güce dönüşebilir. Klinik Psikolog Furkan Lenk, kıskançlığın gerçek yüzünü ve psikolojik kökenlerini aktardı.

Psikolog Lenk, “Kıskançlığın dozunu aşması; artık sevginin değil, kontrolün göstergesidir. Sevgi özgürleştirir; kıskançlık mahkûm eder. Bu iki duygunun birbirine karıştırılması, pek çok ilişkide ciddi sorunlara zemin hazırlıyor” dedi. Klinik psikolog olarak çift ve bireysel terapide kıskançlık dinamiklerini ele alan Lenk, bu duygunun dönüştürülebilir olduğunu vurguladı.

Kıskançlık Neden Ortaya Çıkar?

Kıskançlığın psikolojik kökenleri çoğunlukla bağlanma stillerine, erken dönem ilişki yaşantılarına ve öz değer algısına uzanır. Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler; terk edilme korkusunu sürekli tetiklenmiş halde taşır ve partnerin her sosyal hareketini tehdit olarak yorumlayabilir. Düşük öz değer ise “Ben neden seçilmeli ki, birisi daha iyisini bulursa…” düşüncesini körükler.

Geçmişte ihanete uğrama ya da terk edilme yaşantıları da kıskançlık örüntülerini güçlendiren önemli etkenler arasındadır. Birey, eski deneyimler üzerinden yeni ilişkisine anlam yükler ve henüz yaşanmamış tehlikelere karşı savunma geliştirmeye başlar. Bu savunma; var olmayan bir tehlikeye karşı alınan önlemlerin ilişkiyi zamanla gerçekten tehlikeye atmasına neden olur.

Sağlıklı Kıskançlık ile Patolojik Kıskançlık Arasındaki Fark

Her kıskançlık deneyimi patolojik değildir. Belirli bir durumda geçici olarak hissedilen ve konuşularak geçilebilen kıskançlık, ilişkide ele alınabilir bir duygudur. Ancak kıskançlık kronik hale geldiğinde, partneri sürekli denetlemeye ve sorgulamaya dönüştüğünde ve sosyal izolasyona yol açtığında patolojik bir tablo söz konusudur.

Psikolog Lenk bu ayrımı şöyle çizdi: “Partnerinizin bir arkadaşıyla karşılaşması anında belirsizlik hissettirirse ve bunu konuşarak geçirebiliyorsanız, bu sağlıklı bir süreçtir. Partnerinizin telefonunu kontrol ediyor, sürekli hesap soruyorsanız; artık kıskançlığın değil, kontrolün içindesiniz.” Kaybetme korkusunu yenmek, bu dinamiklerin daha derin boyutlarını ele almaktadır.

Kıskançlığın İlişkiye Verdiği Zarar

Kronik kıskançlık; ilişkide güveni aşındırır, özgürlüğü kısıtlar ve bireyin gerçek sevgisini kontrole dönüştürür. Sürekli denetlenen ve sorgulanan partner, zamanla hem bunalır hem de “güvensiz görülüyorum” mesajını alarak savunmacı bir tutum geliştirir. Bu döngü; ilişkiyi boğar ve nihayetinde tam tersine, kıskançlıktan en çok korkulan ayrılığa zemin hazırlar.

Kıskançlık aynı zamanda bireyin kendisi için de ciddi bir psikolojik yük oluşturur. Sürekli tetikte olmak, partneri takip etmek ve olası tehlikeleri hayal etmek; yoğun kaygı, uyku sorunları ve tükenmişliğe yol açar. Bu tablo ele alınmadan devam ettiğinde hem birey hem de ilişki bundan derinden etkilenir.

Kıskançlık Terapide Nasıl Ele Alınır?

Kıskançlığı ele almak için önce altındaki gerçek duyguyu görmek gerekir: Bu çoğunlukla kaybetme korkusu, yetersizlik hissi ya da önceki deneyimlerin aktarılan acısıdır. Psikoterapi sürecinde birey; bu duyguların kökenlerini keşfeder, güvensiz bağlanma örüntülerini anlamlandırır ve öz değerini dış onaydan bağımsız biçimde inşa etmeye başlar.

Çift terapisi de kıskançlık konusunda etkili bir zemin sağlar. İki bireyin bu dinamiği birlikte anlaması, ihtiyaçları açıkça ifade etmesi ve güven yeniden inşası için somut adımlar atması ilişkiyi köklü biçimde dönüştürebilir. 

Klinik Psikolog Furkan Lenk, kıskançlık ve ilişki güvensizliği alanında çift terapisi desteği sunmaktadır. Kıskançlık; sevginin kanıtı değil, iyileşmeyi bekleyen bir yaranın sesidir. Bu yazı Klinik Psikolog Furkan Lenk tarafından hazırlanmıştır. Yetişkin bireyler, ergen bireyler, çiftler ve ailelerle çalışan Lenk, Van’da psikoterapi hizmeti sunmaktadır.

Kıskançlık Sevginin Değil Kaybetme Korkusunun Göstergesidir: Uzman Psikolog Açıkladı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter